2000 yılında bizim mermer ocağına zor bela borçla bi kamyon almamız gerekmişti. Mudurnu’nun köylerinden birinde satılık bi man 22-281 buldu, zamanında almanyadan gelmiş römorklu arka tek tekermiş (8x2). aracı samanlıktan çıkarmışlardı, çalışmaya baya direnmişti (sonraki 3 sene hiç stop etmedi tabi). yanlış hatırlamıyorsam 7-9 milyar gibi bişeye almıştı.
Kasayı güçlendirip mudurnu - istanbul (basın ekspress yolunda öntaş’a) traverten çekti. 2520 cargo’lara 26-27 tonluk 1 blok atılıyorken bu mana net 40-45 ton gelecek şekilde 2 blok atılıyordu. Bizim şöförden izlediğim kadarıyla şöförlüğü yeniden öğretecek bi şanzımanı vardı. şöförün aslen tamirci olmasından da sanırım yolda kalıp yolun geri kalanını 5 silindir olarak devam ettiğini hatırlıyorum.
Bizim aracın fotoğrafını çekmedik sanırım; daha doğrusu külüstürü diye çekelim film harcayalım demiştir muhtemelen babam. Temsili fotoğraf tam alttaki gibi; çük kadar olsa da anlaşılıyor (rengi ve kasası aldığımızda böyleydi):
in action hali de böyle (tabi bizimki normal 10 teker araba uzunluğundaydı):
Böyle anılar çileli olduğu kadar da güzel anılar tabi…
Bu araçların ruhu şimdiki arabalara göre çok çok farklı.
Yaptıklarınızı inanın başka araba ile yapmaya çalışsaydınız herhalde ya yarıda kalacak ya da hiç olmayacaktı…
Yeni connectoları sevemedim.
Ucuz, rekabetçi fiyat sunabilmek için Aşina olduğumuz Mercedes Benz tasarımından uzak kalınmış.
Ama şuanda piyasada uzun yıllar ekmek yedirecek araç…