American Truck Simulator - Screenshots (Hikayeli)


#201

Volvo VNL 300 Daycab filodaki ikinci Volvo araç :smiley:


#202

Sipariş ettiğimiz Volvo aracımızı gecikmeli olsada bayiiden aldık. Araç sağlayıcı SCS şirketine gerekli duamızı (!) yaptıktan sonra yola koyulduk. Ama bir de ne görelim? Araçta kusurlar var , gerekli işlemler için geri döndük. Yaşanan süreç malesef yıprattı benim gibi diğer şoförleri de…
Ardından gelen yarı kusurlu araç Beyaz Volvo ile sağlam aracımız gelene kadar idare edeceğiz.Ilk işimiz için yola koyulduk fakat cevirmede evraklar resmiyette gözükmeyince başımız bu sefer polis ile belaya girdi. Gerekli bilgi Volvo bayiinden gelince yola devam ettik.


#203


İlk volvo’muzu teslim aldık ve hemen işe koyuldum memnun kalırsam diğer volvolarıda filomuza katıcaz


#204

Gecenin karanlığına bir Volvo VNL 780 düştü!.


#205

Sıfır kilometre Volvo, ilk süren benim. Sanırım forumdan bir kaç arkadaş daha sıkıntı yaşamış Volvo ile, ben neyse ki şirket aracı olarak kullandım ama daha sıfır kilometre arabanın yol bilgisayarı ekranı bozuktu. Garantiden değişecek ama sıfır arabada da bu sorun olmamalı bence. Düşünüyordum acaba alsam mı diye ama yok, kesinlikle düşünmüyorum artık. Ben Peterbilt’im ile mutluyum.






Peterbilt’im ile iki konuda sıkıntım var, birincisi, 220 galon depo yetmiyor. Şöyle bi’ 300 galon falan olsa ne güzel olurdu. Bir de orta kabin. Gönül istiyor ki en üst kabin olsun. Belki ileride param olunca aynı renk yüksek kabin alırım.


#206

Sabah akşam demeden proje nakliyeleriniz itina ile taşınır!


#207

Bu manzarada da bu special transportun tadından yenilmiyor ya.


#208

Kantara gireyim mi girmeyeyim mi? Bir karar verin.


#209

Peki şirketin Amerika ayağı ne durumda?

Ora için de aynı kararı verdim , kalıcı olarak şoförlüğümü durdurdum.Zaten 5 gündür orada da yol yorgunu ne bilmiyorum.


#210

Avrupada güzel ve zengin bir yaşantım varken uzun zamandır amerikadaki şirketim için beklediğim volvoların geldiğini duyunca hemen biletimi aldım ve amerikaya gittim aklımda alıcağım en dolu volvo vnl leri ne renk alsam diye düşünürken karşılaştığım manzara korkunçtu şirketimin çalışanları uzun zamandır gitmeyince tüm paramı çalmışlar çekicileri ve garajlları alıcaklılar alıp gitmiş yıkıldım avrupadaki hesabımdan para çekmek istedim ancak belli miktar para çekebiliyormuşum amerikaya bende dedim baştan daha sağlam bir şirket kuralım o zaman.

İlk aracımı aldım henüz 0 mil iken hali daha 3 bin milde borçlanmadan büyüyemiceğimi düşünerek 2 volvo vnl daha ekledim şirketime.

Eh tabi sürekli yollardayız 6 bin mil olmuşuz araba ile geçiyor hayatımız bizde biraz güzelleşelim bari dedik ve aksesuarlar aldık aracımıza çokta yakıştı yakın zamanda jantlar ve egzozlarıda değiştircez inşallah.


#211

Peterbilt’imin bakımı yaklaşıyordu, daha 1500 mil falan vardı bakıma ama hazır fırsat varken dedim bırakayım servise. Hem erken bakımdan ne zarar gelir ki? Pete’yi bıraktıktan sonra garajda duran Mack geldi aklıma, boş duracağıma kısa koşu bir git gel yapayım, hiç değilse Pete’nin bakım parası çıkar dedim.


Kabine bindiğimde eski kamyonların ne kadar zevkli ve özenli olduğu gerçeğini hissettim. Konsol gerçek ahşaptandı, şimdikiler gibi plastiğin üstüne ahşap görünümlü kaplama değil. Direksiyon ona keza, abuk subuk garip bir plastik malzemeden değil, gerçekten ahşap bir direksiyon var. Ayrıca bu arabayı marş etmek bile biraz farklı. Uzun zamandır yattığı için önce kaputu açıp biraz mazot pompalıyorsunuz. Sonra kontak açıp biraz bekliyor, sonra marşa basıyorsunuz. Hatta havalar biraz soğuk olsaydı bir elimle kontağı çevirirken diğer elimle de hava filtresine eter sıkmam gerekecekti. Neyse ki hava o kadar soğuk değil de motor kolayca çalıştı.

Motor kolayca çalıştı da, hava olmadığı için kamyon ötüyor ve bu ötmenin yanında Pete’nin biplemeleri Country müzik gibi kalır. Alet resmen beynimin içinde ötüyor. Derhal kendimi dışarı atıp, dışarıda oyalanıyorum. Ses dışarıdan bile gayet rahat duyuluyor, o yüzden bitene kadar kabine dönmek gibi bir niyetim yok. Bari lastiklere çekiçle vurup, hava depolarında biriken suyu falan boşaltayım.


Ah evet sonunda hava tamam, o lanet ses kesildi ve Mack’imiz yola çıkmaya hazır. Şimdi bu Mack’te Big Joe’u yad etmek için Phantom 309 dinlenmez mi? Dinlenmez. Çünkü arabada teyp ya da hoparlör yok, yerine gürül gürül bir Dizel motor var. Retarder yok, yerine egzoz freni var, otomatik cam yok, cam açma kolu var, hız sabitleyici yok, gaz pedalına koymalık tuğla var. Koyuyorsun gaz pedalına senin yerine basıyor gaza. Mis gibi.


Yükümüz motorin, mesafemiz kısa ama tonaj az değil. Yine de bu Mack altından kalkacaktır.


Vites aralıkları çok uzun, o viteste devri iyice aldırmadan vites büyütünce çok devirsiz kalıyor. 6 Vites var zaten hepi topu. Bağırtmaktan çekinmemek lazım yani.


Ben peygamber vitesine attım arabayı, Allah’ını seven bana fren yaptırmasın. :smiley:


Sağ salim tankeri istasyona getiriyoruz. Kullanması hem zor, hem zevkli. Yine de Pete’nin rahatlığını hiç bir şeye değişmem artık. Benim için uzun zaman sonra güzel bir deneyim oldu.